14 Haziran 2013 - 13:04
Başbakan: Reyhanlı'da, 53 Sünni! vatandaşımız şehit edildi

Erdoğan toplumu bölme adımları atıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, vatandaşları Sünni-Alevi diye ayırıyor. Başbakan, “Reyhanlı'da, dikkat edilirse 53 sünni vatandaşımız şehit edildi” dedi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. 

“ÖNCE REYHANLI SONRA TAKSİM”

Erdoğan sözlerine “pembe tabloları” çizerek başladı: “Bu büyüme ile ekonomideki istikrarımızı teyit etmiş olduk. Gösterge faiz bu ay en düşük seviyesini gördü. Borsa rekor kırdı. Mayıs ayı ekonomimiz için parlak bir ay geçti. Ekonomiyi doğrudan ilgilendiren gelişmelere yaşadık. Çözüm süreci kararlılıkla ilerledi. Mayıs ayında ivme kazanarak somut bir hale geldi. Akil insanlar halkla buluştu. Terör örgütü mensupları ülkemizi terk ederken halkımız yaylarına çıkmaya başladılar. Kullanamadıkları yerlerde piknik yapmaya başladı.

“53 SÜNNİ VATANDAŞIMIZ ŞEHİT EDİLDİ”

Reyhanlı'da ölen vatandaşları Alevi-Sünni şeklinde ayıran Erdoğan, "Tarihi anları yaşadığımız bir süreçte, Türkiye'nin adeta şaha kalktığı, Türkiye'nin zincirlerini kırdığı, prangalarını parçaladığı bir anda önce Reyhanlı saldırısı gerçekleşti. Ardından da malum Taksim olayları meydana geldi. Reyhanlı olayları, sıradan bir olay değildir. Reyhanlı'da, dikkat edilirse 53 sünni vatandaşımız şehit edildi.

Peki bu tezgahın arkasında kimler var, kimler bulunuyor. Durup dururken olmadı. İşte en son yakalanan, bu işin adeta bir numarası durumunda olan kişi ortaya çıktı, yakalandı. Bu kişi malum. Beşşar Esad'la adeta kol kola iç içe olan ve ne yazık ki bu ülkede ana muhalefetin genel başkanının adamlarının getirilip götürülmesinde rol oynayan kişi gibi, bu da onun bir başka versiyonu" dedi.

“SURİYE'DE MEZHEP SAVAŞI BAŞLADI”

Başbakan Erdoğan, Suriye'de bir mezhep savaşı başladığını belirterek şunları söyledi: "Türkiye'yi bu oyunun içine çekmek istiyorlar. Biz ülkemizi evvelallah bu oyunun içine sokmayacağız ama Kılıçdaroğlu gibi adamlara rağmen sokmayacağız. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, biz bu yanlışların içine partimizi partilimizi düşürmeyeceğiz."

“DİNSEL MİLLİYETÇİLİK BİZDE OLMAYACAK”

Erdoğan, "Perdenin arkasında neler döndüğünü gösteren yok. Perdenin arkasında oynanan oyundan, kurulan tuzaktan bahseden hiç yok. İki haftadan fazla bir süredir İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer bazı şehirlerde sokaklara öfke pompalanırken, nefret pompalanırken, şehirler vandallar tarafından yakılıp yıkılırken, birileri sürekli 'cambaza bak' diyerek tiyatro sahnesinin önünü gösteriyor.
Dinsel milliyetçilik, bölgesel milliyetçilik, etnik milliyetçilik bizde olmayacak. Burada çok dikkatli olacağız" dedi.

“BU MEDYADA KARŞI ŞERBETLİYİZ”

Erdoğan'ın sert açıklamalarından medya da nasibini aldı. Şunları söyledi: "Ulusal medyaya şunu açık açık söylüyorum. Biz bu medyaya karşı şerbetliyiz. Bizim siyasi tarihimiz, böyle bir medyaya, bu anlayışa karşı mücadeleyle geçmiştir. Biz ömrümüzü böyle geçirdik. Bizi buradan vurmak isteyenler, geçmişte defalarca karavana attılar. Bugün de sadece karavana atarlar"dedi.

GEZİ: BÜYÜK BİR AÇIK HAVA TİYATROSU
 
“Taksim'de Gezi Parkı bahanesiyle büyük bir açıkhava tiyatro sahnesi kuruldu” iddiasında bulunan Erdoğan şunları kaydetti:

“Tiyatronun, sahnenin önünde gerçekten samimi gençlerimiz var. Yanlış bilgilendirme olabilir, dezonformasyon olabilir ancak ön tarafta samimi insanlar olduğunu biliyoruz.

O insanlarla birlikte art niyetli, olayları provoke etmek için hazırlıklı kişilerin olduğunu da biliyoruz. Bunlar illegal örgütlerle, terör örgütleriyle iç içedir.

İki haftayı aşkın süredir dünyaya sürekli olarak sadece bu büyük tiyatronun sahnesi gösteriliyor. Bu düğmeye nereden basıldı. Gezi Parkı bu işin sadece kullanılın bir enstrümanıdır. Düğmeye basış dışarıdan.

Bu tiyatro sahnesinin sergilediği şiddet, vandallık, nefret gizlenmeye çalışılıyor.

Bazı siyasetçiler, medya kuruluşları, sivil örgütler, bazı ulusal ve uluslararası medya kuruluşları sürekli tiyatronun ön tarafını izlediler, izliyorlar.

Halbuki perdenin önü başka arkası başka. Ön tarafta ağaç var samimi gençler var. Arka tarafta ise illegal örgütler, yakma, yıkma var.

Ama dikkat edin perdenin arka tarafından konuşan yok. Niye konuşmuyorsunuz? AKM'ye asılan paçavraları konuşsanıza. Niye konuşmuyorsunuz, orada susuyorsunuz? Gazi Mustafa Kemal'in ve Türk bayrağının bir araya gelemeyeceği paçavralarla bunları bir araya getirenlere niye tavır almıyorsunuz.

Perdenin arkasında kurulan tuzaktan bahseden yok. Sokaklara öfke, nefret pompalanırken birileri canbaza bak diyerek tiyatro sahnesinin önünü gösteriyor.

Ulusal medyaya şunu açık açık söylüyorum. Biz bu medyaya karşı şerbetliyiz. Bizim siyasi tarihimiz böyle bir medyayla mücadele ile geçmiştir.

Bizi böyle vurmak isteyenler geçmişte sadece karavana attı, bugün de sadece karavana atarlar.

“ULUSLARARASI MEDYA AKP'Yİ TANIMIYOR”


Aynı tavır içindeki uluslararası medya da Türkiye'yi bilmiyor, tanımıyorlar. AKP'nin bugünlere nasıl geldiğini bilmiyor olabilirler. Ama biz onların da tavırlarına asla eyvallah demeyiz.

Türkiye bunların zannettiği gibi bir ülke değil. Türkiye imajı 3 tane yalan haberle sarsılacak bir ülke değil. Benim ülkemde bu ameliyatları yapamazlar. Türkiye bugün adeta bir güneş gibi coğrafyasını aydınlatan bir ülkedir. O güneşi hiçkimse balçıkla sıvıyamaz.

AP'YE: HANGİ HAKLA

Dün AB Parlemontosu'nda bizimle ilgili alınan karara bu ülkenin vatansever evlatlarının evet demesi mümkün mü? Biz bu kararı zaten hemen tanımıyoruz dedik, reddediyoruz dedik.

Sen hangi hakla Türkiye hakkında bir karar alıyorsan. Eğer sen samimiysen önce Yunanistan'daki bütün olaylarda, önce orayla ilgili, İngiltere ile ilgili karar al. Daha dün G8 ile ilgili olaylarda kadın erkek yerlerde sürükleniyordu. Almanya akıl veriyor. O aklı kendine sakla. Almanya'da polislerin ne yaptığı ortada. Benim öldürülen 8 vatandaşımın faillerini bul, karşıma çık.

WSC kalkıp Türkiye'ye itidal çağrısı yapıyor. Bak biz 17 gündür itidal gösteriyoruz. Büyüyen Türkiye'yi çıkarlarına aykırı görenlerin fırsattan istifada maskelerini çıkardıklarını görüyoruz.

Bizim itibarımız güçlenir, onlar itibarlarını kaybederler. Dünyayı halklar yönetir, milletler yönetir. Biz yöneticiler gelip geçiciyiz.

BİBER GAZI: İLERİ DEMOKRASİ HAKKI

Polis hukuksuz gösterileri dağıtmak için belli yöntemler kullanır. ABD'de bunun örnekleri var. Rusya'da daha sert örnekleri var. Orada dinlemezler, biber gazı da kullanmazlar.

AB ülkelerinde biber gazı kullanımı polisin meşru hakkıdır. İleri demokrasi ülkelerinde bizdeki kadar şiddet olmadığı halde çok daha sert tepkiler görürsün. Çünkü orada polisin can güvenliği çok sıkıdır.

Birileri her zaman yaptığı gibi çifte standardı devreye koyup Türkiye'yi karalamaya çalışıyor. Türkiye güneştir. O güneşi kimse balçıkla sıvamaya kalkışmasın.”

YAZAR, SANATÇI, SİYASİLERE TAHRİK SUÇLAMASI

“Toplum mühensdisliği” örneklerini sürdüren Erdoğan, “Perdenin arkasında hem polise, hem sivillere, hem kamu ve özel mülke karşı ağır bir şiddet var. Perdenin ardında güya yazar, sanatçı, siyasilerin tahrikleri var” dedi.

BAŞBAKAN GEZİ O POLİSİ UNUTMADI

“Günlerdir polisin şiddetinden bahsediliyor medyada. Peki göstericilerin şiddetinden bahsedeni gördünüz mü? Adana'da polisimizi şehit ettiler. Bahsedeni gördünüz mü?” dedi.

Ancak Başbakan'ın unuttuğunu biz hatırlatalım...

Direnişin sürdüğü Gezi Parkı'ndaki ana arterlerinden birine “Şehit Komiser Mustafa Sarı Caddesi” adı verildi. Mustafa Sarı, Adana'daki eylemlerde, göstericileri kovalerken inşaat halindeki köprüden düşerek şehit olmuştu. 

“CHP LİDER MEZHEPÇİLİK YAPIYOR”

Şehit vatandaşları Alevi-Sünni şeklinde ayıran Başbakan, CHP liderini de mezhepçilik yapmakla suçladı: “CHP'nin bir milletvekili çıkıyor, son derece ahlaksızca, son derece edepsizce polise en ağır küfürleri yapıyor. Günün sonunda bakıyorsunuz yine polis suçlanıyor. CHP'nin lideri çıkıyor mezhep çatışmasını körüklüyor. En tehlikeli oyunu oynuyor.”

“TENCERE-TAVA EYLEMLERİ SES KİRLİLİĞİ”

Erdoğan,  “Çevreden ağaçtan bahsedenler, Tencere tava sesleriyle ses kirliliği yapıyorsunuz” diyerek eylemler karşısındaki tahamüllsüzlüğünü dile getirirken şunları kaydetti: “Bütün o ağaçlar saksılar nasıl sökülüyor, onları göreceksiniz. Hani çevreciydiniz? Tabi bütün bu olanlarla birlikte zaman bazı şeyleri çok açık ortaya koyacak. Göreceksiniz ki hak aramak değil dert. Yeşille alakalı değil. Fakat ben rabbime hamd ediyorum. Niye? Kimse buradan kalkıp da zamdan bahsetmiyor, parti kurdurmuyorsunuz diye bahsetmiyor. Hani bazıları, Kılıçdaroğlu gibileri, bunlar zavallı yahu. Kalkıyor bizi Beşar’la karşılaştırıyor. Siz Suriye’de ikinci bir parti göremezsiniz Baas’tan başka. Bunlar CHP’yle özdeştir. Bunlar da tek partinin saltanatını sürdüler yıllar yılı.

Şu anda benim ülkemde 76 siyasi parti var. Bunların 18’i seçime katılabildi. Özgürlük noktasında adımı atar. Ama ‘biz her yerde gösteri yapabiliriz’ derseniz işte böyle bir şey yok. Bu ülke demokratik laik sosyal bir hukuk devletidir. Geçen Bülent beye geldiklerinde, adeta bir manifesto. Neymiş? Her yerde biz gösteri yapabilmeliyiz. Hayır. Bu ülkede yürütme miting alanını nereyi belirlediyse onu orada yaparsın. Eğer hukuka saygın varsa buna uymak zorundasın.

“AZINLIĞIN ÇOĞUNLUĞA TAHÜKKÜMÜ”

Babşakan Biz 21,5 milyon oy aldık değil mi? Bize devlet nereyi gösteriyorsa biz orada miting yapıyoruz. Biz buna kuzu kuzu uyuyoruz da sen niye uymuyorsun? Senin özelliğin ne? Karıştırmak, özellikleri bu” dedi.

2011 genel seçimnlerinde AKP yüzde 49,83 oranında oy almasına karşın Başbakan “Bu aynı zamanda azınlığın çoğunluğa tahakkümü anlamına gelir ki, biz buna müsaade etmeyiz” dedi.

“CAMİ PROVOKASYONU” SÜRÜYOR

Defalarca yalan olduğu kanıtlanan “cami provokasyonu”nu sürdüren Başbakan, “Camilere ayakkabıyla girmesinden, orada alkol kullanmasından, başörtülü kızlara saldırı yapılmasından kimse söz etmiyor. Sanatçılarımıza baskı uyguluyorlar, sen niye gelmiyorsun? Bu tür şeyler yaşanıyor. Sabah akşam polis şiddeti kullanılıyor. Sabah akşam işte başbakan çok sert. Başbakan böyle olmasaydı gerilimler olmasaydı. Ama bakın işte filanca filanca çok kibar, ama başbakanımız çok gerilimden yana. Şimdi burada da kendilerine göre kurnazlık yapıp, bizi birbirimize düşürme gibi bir gayretin içine düşüyorlar. İşte bu tuzağı bu örgüt bu teşkilat bozacak.”

GÖRÜNTÜLER YAYINLANACAK MI?

Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi müezzinin tehdit edilerek “farklı şekilde konuşturulduğunu ”ileri sürmüştü. Başbakan "Ayakkabılarla Bezm-i Alem Valide Sultan Camisi'ne gireceksin, orada içeceksiniz. Bu ülkenin dini mabetlerine karşı bu saygısızlığı yapacaksınız. Ne adına? Çevre adına. Caminin müezzinini tehdit edeceksiniz, ondan sonra farklı şekilde konuşturacaksınız; 'Böyle bir şey olmadı'... Ne olmadı, bütün görüntüler elimizde. Cuma günü arkadaşlarımıza bunları görüntüyle vereceğiz. Bunların hepsini milletim görecek. Milletimize bunların hepsini sunacağız " demişti.

Başbakanın sözünü ettiği görüntülerin dağıtılıp dağıtılmayacağı ise hala merak konusu.

“KANUNİ ÇOK YUMUŞAK, YAVUZ DAHA YUMUŞAK”

Oyuncu Halit Ergenç ile yaşadığı bir diyalogu anlatan Başbakan “Akşam gelen sanatçılardan birine onu söyledim. Sen Kanuni rolünü oynuyorsun değil mi? Dedim Kanuni çok yumuşak. Yavuz daha yumuşak dedim. Hayır dedi. Biz makinadan çıkmış bir ürün değiliz, insanız. An gelir güler yüzlerimizle müşfik yapımızla çocuklara sarılırız, an gelir orada da celalleniriz. Ne karşısında? Haksızlık karşısında. Onu söyledim. Sevgililer sevgilisinin yanında hayat sürmüş. O insanlar hazreti Ebubekir’e bakıyorsunuz bir farklı, celalli. Hazreti Ali’ye bakıyorsunuz adeta bir cengaver. Çünkü makinadan çıkmış bir ürün değil bunlar. Kimse böyle bir tuzağa yeltenmesin. Bize bunları söyleyenler önce aynaya baksınlar” dedi.

GEZİ PARKI: NİYE DURDUKLARINI DA ANLAMIŞ DEĞİLİM?

“Buradan gerek Taksim Gezi Parkı’na, 'Artık meydan' demiyorum” ifadelerini kullanan Başbakan şöyle devam etti:

“Oradaki gerçekten derdi çevre olana samimi olanlara sesleniyorum. Orada duranların niye durduklarını da anlamış değilim. Akşam gelenlere de izah ettim. Ortada başlamış bir inşaat mı var? İhalesi yapılmış bir inşaat mı var? E niye burda gelip de o şekilde durmak.

SANATÇILAR VE VALİ AÇIKLAMA YAPACAK

Akşam gerek Hüseyin Bey, gerek sanatçılar açıklama yaptı. Ben buradan tekrar açıklıyorum. Diyorum ki gençler artık burada duracağınız kadar durdunuz. Mesajlarınızı verdiniz. Eğer sizin mesajınız Taksim Gezi Parkı ise, bu mesaj alınmıştır, ve değerlendirmesi yapılmıştır.

YARGI KARARINI BEKLEYECEĞİZ


Şimdi cevabımı veriyorum. Anında cevabını veriyorum. Diyorum ki, şu anda bir yargı kararı var mı? Var. Dolayısıyla biz yargı kararını bekleyeceğiz. Takip edeceğiz. Mahkeme ne karar verir bilmiyorum. Nihai karar verildiği andan itibaren, bu karar olumsuzsa biz buna uyarız. Olumluysa o zaman halk oylamasına gideriz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapılacak. Bu bugün dünyanın her yerinde yapılıyor. Akşam gelenlerin içinde bazıları. Aşırı sendikacılardan bir tanesi, çıktı bizi de çok ciddi rahatsız etti. Bu sadece mimari mesele değildir, sosyolojik meseledir dedi. Siyasetçinin sosyolojiyi bilmeme gibi bir şey olabilir mi?

 AKP MİTİNGLERİ SEÇİM KAMPAANYASI

Gezi parkı eylemlerine karşılık hafta sonu yapılacak AKP mitinglerini hatırlatan Erdoğan,  “Bu olay Mart 2014 seçimlerinin bir kampanyasıdır. Hem Ankara’da hem İstanbul’da halkımızı bu mitinglere bekliyoruz. Sadece AK Partilileri değil kardeşliğe sevdalı her bir vatandaşımı, ama bu ülkeye aşkı sevdası olan herkesi buraya davet ediyoruz” diye konuştu.

TAKSİM'DEKİ HALK DEĞİL Mİ?

Erdoğan “Biz bu vandallıktan, hukuksuzluktan rahatsız olduğunu göstermen amacıyla meydanlara çıkıyoruz.Taksim’de bir avuç vandalı gibi sunanlara, Türkiye orada değil işte burada demek için meydana çıkıyoruz” iddiasında bulundu.


Çizim: Serdar Günbilen